Sıcak Haberler

Psikiyatri ve Psikoloji profesyonelleri ve eğitim alanlar sitemize yayınlanmasını istediğiniz haber ve makaleleriniz gönderin. Onaydan geçen makale ve haberler yine sitemizde yayınlanacaktır. Makale gönderim hakkı sadece kayıtlı üyelere aittir.

Anasayfa Haberler İki Kadın

Ana Menü


Designed by:
SiteGround web hosting Joomla Templates
İki Kadın PDF Yazdır e-Posta

İki  Kadın  Fenomeni:

Freud “Aşkın Psikolojisine EklerI ” ’de insanların aşk yaşamlarında birbirinden farklı obje seçimleri olduğuna dikkati çekmiştir.Daha sonra Freud; kendisinden daha düşük sosyoekonomik sınıfa ait ve birçok sevgilisi olan bir kadına karşı erkeğin duyduğu tutkulu aşkı tanımlamıştır. Bu tür erkekler acı içinde kıskançlık duygularıyla savaşırken; bu düşmüş kadını kurtarmak için de güçlü istek duymaktadırlar.Bu tür tutkulu birliktelikler bu tip adamların hayatlarında tekrar tekrar yaşanmaktadır.

 

Bu yazıda daha önceden yazılmamış eğer yazıldıysa da özgül bir vakadan öteye geçememiş, klinik ve teorik düzeyde irdelenmemiş ancak Freud tarafından tanımlanmış başka bir uç örnek tasvir edilecektir. Bu adamlar iki kadına-karıları ve diğeri aynı zamanda güçlü bir bağla bağlanmışlardır; her birinden vazgeçmede zorluk yaşamakta ve varılan yer: iki kadın fenomeni olmaktadır. Bu klinik durum; diğer iki kadın durumlarından ayrılmalıdır. Burada tanımlayacağımız iki kadın fenomeni bilindiğinden daha sık karşımıza çıkmaktadır.

İlk olarak birçok konsültasyondan, süpervizyondan ve başarı ile tamamlanmış analizden elde edilen veriler ışığında bu hastaların genel özelliklerinden bahsedeceğim; böylece onların fenomonolojik bir görüntüsünü sunacağım. Genelleştirilmiş öngörüleri aydınlatmaya yardımcı olacak bir vakanın analizinde elde edilen verileri sizinle paylaşacağım. Bu hastanın psikanalizinde ortaya konan sevme paterninin dinamik açıdan anlaşılması bu tür iki kadın fenomenini yaşayan hastaların değerlendirilmesinde yardımcı olacağına inanıyorum.

Fenomonolojik Görüş:

Bu durumdan yakınmakta olan erkek; genç yaşta benzer bir geçmişe sahip bir kadınla evlenmiştir. Bu ilişkide her ikisi de monogam kalmış ve birbirlerine adadıkları bir yaşam sürmüşlerdir. Ancak ilk dönemlerde yaşanan cinsel tutku ve aşkın tükenmesiyle duygusal yaşamlarını eşlerinden ayırmışlar ve daha sonra da başka bir kadınla tutkulu bir aşka düşmüşlerdir. Yeni bir kadınla aşk ilişkisini yaşarken halen evliliklerine ve eşlerine karşı bağlılıkları ve sorumlulukları da devam etmektedir.

Bu önü alınmaz haz ve tutku; yeni bir obje ile uyanmış ve o objeye yatırılmıştır; bu da erkeğin yaşamındaki tüm etkinliklere ve işlevlere yansımaktadır. Daha önceden eşleriyle yaşadıkları ancak zaman içinde kaybettikleri bir duyguyu yeniden yaşamaktadırlar: hayat yine özel, anlamlı ve heyecan doludur. Bu yeni kadının kendilerini taktir ettiğini ve beğendiğini önemle vurgulamaktadırlar. Yaratıcı işlevselliklerinin bu yeni kadınla tekrar doğduğunu hissetmektedirler. Bu kadın farklı bir geçmişe sahiptir; aralarındaki farklılıklar yeniden yaşanmakta olan aşka haz ve esrar katmaktadır. Kadının yaşının bir önemi yoktur. Bu erkekler eşlerini boşayıp genç bir kadınla tekrar evlenen yaşlı erkeklere benzemezler.

Eşleri; evle ve çocuklarla ilgilenen iyi, kendisini adamış, vicdanlı ve sorumluluk sahibi bir kadındır. Sevimli olarak tanımlanır; ama artık tutku ya da heyecan uyandıramaz. Erkek karısının işiyle sadece kendisine sağladığı para ve prestij için ilgilendiğini düşünmektedir.

Bu erkekler her iki kadınla da seks yapabilirler. Bunlar Freud’ un tanımlamış olduğu fahişe-madonna kompleksine sahip erkeklerden de değildir; bu kompleksten yakınan erkekler Madonna’ ya benzer eşleriyle girdikleri cinsel ilişki de başarılı olamazlar. İki kadın fenomenini yaşayan erkekler eşleriyle yaşadıkları cinselliği sıradan ve mekanik bir birliktelik; diğer kadınla yaşanan deneyimi ise arzulu ve haz duygusuyla yoğrulmuş bir birliktelik olarak yaşamaktadır. Eşleriyle daha sık cinsel ilişkide bulunmaktadırlar; özellikle başka bir kadına aşık olduktan sonra. Cinselliği bir evlilik sorumluluğu olarak görmekte ve ayrıca da eşlerinin onlardan şüphelenmesini engellemeye çalışmaktadırlar. Eğer eşleriyle yaşadıkları cinselliği keserlerse ilişkilerinin su yüzüne çıkacağından korkmaktadırlar. İkinci kadın ne bir metres olarak görülmekte ne de öyle davranılmaktadır. Bu tür bir adam diğerlerinin de bu ilişkiyi kendisi gibi olumlu bir birliktelik olarak görmeleri beklentisi içindedir. Bu erkekler rasgele seks ilişkisi kurmazlar. Gerçekte monogam bir yaşam onların şiddetle savundukları bir yaşam biçimidir. Kendileri için yüksek standartları vardır ve diğerlerinden de yüksek düzeyde bir işlevsellik göstermelerini beklerler. Yetenekleri, becerileri ve tabi ki seçtikleri kadınlar bu meşum gizli ittifakın sessizliğinin sağlanması için yardımcı olmakta ve iki kadın fenomeni uzun zamanlar sıklıkla uzun yıllar boyunca rahatsız edilmeden varlığını sürdürmektedir.

Bu erkekler neden ve ne zaman analitik yardım ararlar?

İki kadın fenomenini başarılı bir şekilde yaşarken, bunaltı, suçluluk, utanma veya çatışma yaşıyor gibi görünmemektedirler; bu ego durumunun haz ve doyum içinde olduğunu göstermektedir. Ne zaman ki dış güçler ayrılma, boşanma ya da tutkuyla sevdiği ikinci kadını bırakması konusunda bir karar vermesi için onu zorlamaya başlarsa egonun yaralanabilirliği kolayca ortaya çıkmaktadır. Bu iki kadından birini bırakmak için karar verme mücadelesindeyken kontrol edemeyeceğini düşündüğü bir karmaşa içinde yok olmakta olduğunu hissetmektedir. Ailesi ile ilgili yıkıcı bir suçluluk duygusu altında ezilmekte, ayrılık ve boşanmadan sonra ciddi bir depresyon ya da fiziksel bir hastalık geliştireceklerinden korkmaktadırlar. Ailesi, meslektaşları ve arkadaşları tarafından ayıplanacakları beklentisi içindedirler. Parçalanmış, yok olmuş meslekleri hakkında düşünmekten kendilerini alamamaktadırlar. Bu konularda abartılmış bir algılamaları olduğunu bilmelerine rağmen bu olası felaketleri düşünmeden de yapamamaktadırlar.

Eşleriyle kalıp, tutku dolu aşklarından ayrılmalarını düşündüklerinde yeniden hayatın renksiz, sıkıcı ve monoton olacağını ve hazdan arınmış belki de tüm yaratıcı işlevlerini kaybetmiş olacaklarını düşünmektedirler. Bu yolu izlemeye karar verdiklerinde yıkıcı suçluluk duygusu ortadan kalmakta ve doğru, uygun davranışı yaptıklarına inanmaktadırlar; ancak emin oldukları tek şey sevilen objenin kaybının acısıyla yüzleşmek zorunda olmalarıdır. Karar verme aşamasındaki bu karmaşa içinde korkutucu üçüncü bir seçenek de olduğunu değerlendirme içinde tutmaktadırlar -her iki kadını da bırakmak. İşte tam bu zamanda bir karar verememekte; paralize olmuş bir durumdayken analitik yardım aramaktadırlar.

Dinamik Görüş:

Bay B’nin Analizi…

Bay B; 49 yaşında, çok zeki, duyarlı ve başarılı bir yönetici; dahiliye doktoru tarafından ani başlayan ve intihar fikirlerinin yoğun olduğu depresyonu için analize gönderildi.

Konsültasyonun daha başında iken evli olduğunu ancak başka bir kadına aşık olduğunu itiraf etti. Derin bir acı içinde “Böyle bir durumda olduğuma inanamıyorum. Bu durum çok karmaşık. Bu gerçek olamaz. Bir macera yaşayacak adamlardan değilim. Onunla 5 yıldır beraberiz. Kendimi çok güçlü ve yaşam dolu hissediyorum. Onunla tanıştığımdan beri hayatım mükemmel. J sezgi dolu ve çok parlak bir kadın. Beni seviyor ve taktir ediyor. Eğer onu bırakırsam hayatımdaki tüm güzel olan şeyleri kaybedecekmişim gibi geliyor” dedi.

J ile birçok kere Bay B’nin boşanması hakkında konuşmuşlar; ancak hiçbir zaman Bay B karısına bu planlardan bahsetmek için uygun ve doğru zamanı bulamamış. Şimdi ilk kez Bay B; J tarafından boşanma için zorlanmış. J, kısa zaman önce başka bir kentte çok daha iyi bir iş teklifi almış. J, Bay B’nin de firması tarafından aynı kentte bir iş teklifi almış olduğunu biliyormuş.

Bay B yakın bir zaman içinde eşine çok öfkeli olduğunu ve onu bu gerçekle yüzleştirmeyi çok istediğini, ancak onun yanındayken kendisini güçsüz ve pasif hissettiğini belirtti.” Birçok diğer erkek gibi ayrılamamamın; nedenini merak ediyorum. Ben yenilmiş bir adamım. Ailem bensiz çok daha mutlu olur.” İntihar planı denizde teknedeyken suya atlayıp ölmeyi içermekteydi. Böylece kimse onun intihar etmiş olduğunu bilmeyecekti.

İlk durumu; krize yönelik bir psikoterapi gerektirir gibi görünse de analizin çok daha yararlı olacağına karar verildi. Analiz önerisi Bay B’ yi rahatlatmış görünüyordu; analiz süresince vereceği kararı tehir edebilme şansına sahip olduğunu düşünmekteydi. Böylece eşini gerçekle yüzleştirme gereksinimi, boşanma işlemi ve tekrar evlenme bir süreliğine ertelenmiş oldu. Bay B esprili ve yüksekten bakan bir tarzda “ Hastaların analize başlarken önemli kararlar vermemeleri gerektiğini duymuştum. Umarım J bu durumu anlar.” dedi. Bay B’nin analize sıcak bakmasının bir nedeni;bu zor seçimi yapmasını ertelemesine yardımcı olmasıydı. Buna ilaveten; analizden geçmesine çok uygun olan psikolojik kafa yapısına sahipti; ve içinde bulunduğu durumun göründüğünden daha ciddi ve zor olduğunun da farkındaydı. Ayrıca Bay B şu anda içinde olduğu çıkmaza kendisini sürükleyen bilinmeyen zihinsel güçlerin neler olduğu hakkında merak içindeydi; içgörü kazanmaya ve yaşamında değişiklikler yapmaya çok istekli görünüyordu. Bay B yaşamı boyunca sorunlarla yüzleşmiş ve bunlara çözümler bulmuş bir adam olarak şimdi şaşkın bir durumda neden kararsız kaldığını ve harekete geçemediğini de merak etmekteydi.

İlk analiz seansından sonra Bay B odadan çıkarken “Kapıyı açık mı bırakayım yoksa kapatayım mı?” diye sordu. Soruya cevap veremeden kapıyı yarı aralık bırakıp gitti. Bu davranışına içgörü kazanana kadar aylarca her seanstan sonra kapıyı aralık bıraktı; daha sonra gururla kapıyı kapattı ve diğer oturumlarda da güvenle kapıyı kapatmaya devam etti.

Transferans nörozu kendisini erken ve net olarak gösterdi. Bay B beni idealize edilen, mükemmel bir obje olarak görmekte ve mutlak mutluluğu ona hediye edebilme yeteneğine sahip olduğuma inanmaktaydı. Yardımım, yol göstermem ve onu kutsamamla boşanabileceğine, tekrar evleneceğine ve yeni aşkıyla kutsanmış bir mükemmellikte yaşayacağına inanmaktaydı. Fantezisinde, eşinin artık kızgın olmayacağı, boşanmayı hemen kabul edeceği hatta kocasının mutluluğundan çok hoşnut olacağı vardı. Bana analizin bu kadar paraya, zamana ve çabaya değdiğine dair mesajlar göndermekte ve yıllar önce analize başlamadığı için hayıflanmaktaydı.

Bay B’nin yetiştirilmesindeki güçlü dinsel temalar terapi süreci içinde de belirgindi. Ben onu seven, tüm güçlü, idealize edilmiş, Tanrı-benzeri bir figürdüm; onu rahatlatıyor ve kutsuyordum (İlk seanstan sonra kapıyı aralık bırakarak benimle olan ilişkisini kaybetmemeye çalışmıştı). Şimdi beraberdik ve Bay B kendisini güvende ve korunmuş hissediyordu. Depresyonu bir süre sonra hafifledi. Daha sonra; sürekli olarak benim onun J’ yi bırakmasını ve karısına, evine ve kiliseye dönmesini istediğime inanmakta olduğunu öğrendim. Ancak terapinin ilk dönemlerinde bu fantezisinden bahsetmemişti.

İdealize edilmiş doğadaki pozitif Transferans dönemi belirginken Bay B önemli bir hikaye anlattı ve yaşamındaki önemli objeleri tanıttı. Karısı ve kendisi birbirlerine benzer fakir, köylü ve dinsel inanışları güçlü ailelerden gelmektelermiş. Bay B’nin şimdiki durumuna ve sofistike yaşamlarına ulaşmak için çok uzun yolu beraber aşmışlar. Analize gelmeden önce gençliğinde katıldığı kiliseye tekrar dönmeyi düşünmüş, ancak bu dönemde depresyonu ağırlaşmış ve intihar fikirleri ortaya çıktığında dahiliye doktoru tarafından psikiyatri konsültasyonuna gelme fikrini kabul etmiş. Aşık olduğu kadın ise zengin ve dini inanışları olmayan bir aileden gelmekteymiş. Bay B her ikisinin de bu değişik geçmişten gelip birbirlerine böyle yakın olmalarını ve böyle güçlü bir aşkla bağlı olmalarına şaşırdıklarını belirti.

Evliliklerinin ilk yıllarında gelecek vadeden bir araştırmacı olma yolunda ilerleme şansı varken eşinin bu işi ve aldığı maaşı küçümsediğinden sevdiği işi bırakmak zorunda kaldığını anlattı. İdareci olmayı seçmiş ve kısa zamanda ilerlemiş ve maddi başarı da kazanmış. Bu işten keyif aldığı ve yaratıcı ve yeterliliği kanıtlanmış bir yönetici olarak nam saldığı halde karısının isteği doğrultusunda davranmış olduğu için pişman olduğunun altını çizmekteydi.

Tam tersini düşündüren kanıtlar olmasına rağmen karısının sahip olduğu tüm huzuru aldığını ve kendisinin üzerinde hakimiyet kurduğuna inanmaktaydı. Bu aşık olduğu kadının ise Bay B’nin erkekliğine, otonomisine, duyduğu hazlara ve yaratıcılığına kendisini adadığına dair değişmez bir inancı vardı. Bay B’nin bu iki kadına fantezilerini yüklediğini ve bu iki kadının tüm olumsuz ve olumlu görünüşlerini kendisinin fantezileri doğrultusunda yaratmış olduğu içgörüsünü kazanması için uzun zaman ve uzun yorumlamalar içeren çalışmalar yapılması gerekti.

Bay B’nin annesinin karmaşık bir kişiliği vardı. Oğlunun her zaman özel olduğunu ve gelecekte en büyük olacağına dair bir inancı vardı. Evde günahkar davranışlar hakkında bağırır ve Tanrının günahkarları nasıl cezalandıracağını anlatırmış. Diğer zamanlar uygunsuz bir şekilde baştan çıkarıcı olurmuş; bazen sevgi dolu ve koruyucu bir role bürünürmüş ancak tüm bu değişimler aniden ve tahmin edilmez bir hızda olurmuş. Bay B annesinin bu rahatsız edici davranışlarının sadece evde olduğunu belirtmekteydi. Dış dünyada, üretken, saygı duyulan kendisini evine adamış bir kadındı. Bay B’nin babası karısının evdeki bu davranışlarını kontrol edememekteydi. Bay B gibi babası da ondan korkmakta ve annenin varlığında pasif ve sessiz olmaktaydı. Babası kendisini işine ve hobilerine adamış ve oğlunu tümüyle yalnız bırakmış ve reddetmiştir. Oğlan bu davranışları kontrol edilemeyen anneyle tek başına başa çıkmak zorunda kalmıştır.

Bay B annesinin dışarıdaki iyi işlev gören görüntüsüne tezat oluşturan evdeki bu ani kişilik değişimlerinden şaşkına dönüyor, öfkeleniyor ve korkuyordu. “Sanki iki annem varmış gibiydi. 5 veya 6 yaşları civarındayken iki annem olduğuna ilişkin bir inanç geliştirmiştim. Bunun doğru olmadığını biliyordum; ancak yine de bundan tam da emin değildim. Bu bölünmüşlük öfkemi, korkumu ve mutsuzluğumu kontrol edebilmemi sağlamaktaydı; ve Tanrıya şükür halen zevk duyabiliyorum ve heyecanlanabiliyorum.”

Bay B annesini evin dışında tutmaya çalışmaktaymış, evin dışında annesiyle ilgili ve ona yakınmış. Annesi Bay B’ yi birçok sanatsal ve entelektüel aktivitelerle tanıştırmış ve bunları evden ayrıldıktan sonra da zevkle yapmaya devam etmiş.

Şu anda yaşadığı iki kadın çıkmazının; yıllar önce ortaya çıkmış olan bölünmüş anne figürü ile bağlantılı olduğu yorumunu getirdim. Kendisine karşı öfke duymakta olan karısı-ki kendisi de ona karşı öfkeden köpürmekte; yüzleştiremediği veya terkedemediği bu kadın çocukluğundaki aşırı dinsel inanışları olan ve uygunsuz baştan çıkarıcı davranışları olan anneyle doğrudan bağlantılı gibi gözükmekte. İkinci kadın, sevdiği, hayranlık duyduğu ve çok özel bulduğu bu ikinci kadın iyi işlev gören, kendisini yakın hissettiği ve ondan birçok şey kazandığı dış dünyadaki anne figürünü içermekte. Hasta şimdiki zamanda yaşamakta olan bu iki kadın ve travmatik geçmişi ile hiç bir bağlantı kurmamış olduğunu görerek şaşırdı.

İkinci yaz tatili; idealize edilmiş transferansta bir değişiklik yarattı. Bay B seansa gelmiş ve kapıyı kilitli bulmuş. O anda kilitli kapımın önünde bugün görüşmemiz olmadığını hatırlamış. Takvimine dikkatlice tatil zamanlarımı kaydettiğini ve daha sonra da bunları unuttuğunu anlamış. Ona tatilde olacağım günleri bildirirken J ile birlikte heyecanlı birkaç gün geçirmeye karar vermiş. Bunu represe etmiş ve bana tatilden önce bunu söylemeyi unutmuş. Bunun yerine; analize bir süreliğine ara verileceğini unutmayı seçmiş.

Kilitli kapı ile yüz yüze geldiğinde kendisini feci bir şekilde reddedilmiş ve yaralanmış hissetmiş. Her iki yumruğu ile kapıya vurmuş, ağlamaya başlamış ve J’ ye aşık olmadan önce yaşadığı kardiyak kökenli belirtilere benzer şekilde bir göğüs ağrısı duymuş. Bu göğüs ağrısı daha önceden dikkatli bir şekilde incelenmiş ve organik bir etiyoloji tespit edilmemiş.

Bay B bu reaksiyonun şiddetinden çok şaşırmış. Önce bana telefon etmeyi düşünmüş, sonra vazgeçmiş; “Tatilde olduğunuzdan sizi rahatsız etmiş olursam çok üzülebileceğinizi ve bana öfkelenebileceğinizi düşündüm.” Tüm bunları bana daha sonra anlatırken “Halen J’ yi gördüğüm için ve onu bırakmak için hiç bir plan yapmadığım için bana öfkeli olmalısınız”. Analizin bu noktasında Bay B’nin analizin başarılı olması ve benim de hayal kırıklığına uğramamam için J’ den ayrılması ve eşine, ailesine, kilisesine geri dönmesinin gerektiğine inandığını öğrendim. Bu inanç analize gönderildiği andan beri varmış; ancak bu zamana kadar sesli bir ifade bulmamıştı.

Tatilden sonraki ilk seansımızdan bir gece önce gördüğü bir rüyayı anlattı.

Çirkin yüzlü ama çok güzel bir vücudu olan bir kadın yanıma gelerek beni baştan çıkarmaya çalışıyor. Hem heyecanlanıyorum, hem de kızıyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Soyunuyor. Daha sonra ne olduğunu hatırlamıyorum ama rüyada daha sonra yeni aldığım güzel Samuray kılıcımla kadını öldürüyorum. Onu ikiye kesiyorum. Heyecanlandıran vücudundan çirkin başını ayırıyorum. Kendimi güçlü ve muhteşem hissediyorum. Ancak daha sonra korku içinde uyandım.

Bay B rüyadaki kadınla bağlantılı olarak annesinin baştan çıkarıcı davranışı hakkında daha fazla detay vermişti. Bu kadar genç yaşta evlenmesinin bir nedeni de annesinin daha ileri gitmesini önlemek içindi. Karısı ile ilk karşılaştıklarında ona karşı sevgi ve tutku hissettiğini belirtti. Bay B’nin duygularına karısı da karşılık vermiş ve kısa zamanda evlenmişler; karısı işini ve maaşını küçümsemeye başlayıncaya kadar bu evlilik mutlu ve doyumlu bir beraberlik olmuş. Kariyerindeki bu değişiklikten dolayı öfke içinde karısını suçlamaktayken; daha fazla prestiji olan ve daha fazla para kazanan iş arkadaşlarını ve okul arkadaşlarını çok da kıskanmış olduğunun farkına vardı. Maddi başarı dileyen Bay B bunun kendi arzusu olduğunu fark etmemişti. Para ve maddiyata duyduğu arzuyu represe etmiş ve öfkeyi karısına çevirerek, bu isteklerin karısının Hıristiyanlıkla bağdaşmayan günahkar istekleri olduğuna inanmıştır.

Rüyasının hatırlayamadığı kısmında bu çirkin-güzel kadınla seks yapmış olduğunu düşünmekteydi. Bunlar; çocukken okuduğu ve çok beğendiği “Büyük Sezar” ’a çağrışımlarını yönlendirdi. Bu rüyanın analizi sırasında Bay B’nin Sezar’ ın hayatı, çalışmaları ve ölümü hakkında ne kadar çok şey bildiğini öğrendim. Özellikle Sezar’ ın M.Ö 67 ve 49 yıllarında annesiyle ensest yapması ile ilgili rüyalarını merak etmekteydi. O günün rüya yorumcularının Sezar’ ın rüyaları hakkındaki yorumları Bay B için çok değerliydi. Onlara göre Sezar annesini kucaklayıp onun üzerine oturabildiğine göre çok kısa zamanda da tüm dünyayı yönetebilecekti. Daha sonra Bay B annesine duyduğu tutkuyu ve onunla sevişme isteğini hatırladı. Annesiyle seks yapma isteği ergenlik döneminde fantezilerinde ve rüyalarında doyum bulabilmişti. Anlattığı rüyada da olduğu gibi annesinin üzerinde cinsel yönden güçlü olduğunda kendisini yeterli ve güçlü hissetmekte ancak bu güçlülük duyguları kısa zamanda kendisini suçluluğa ve korkuya bırakmaktaydı.

Yeni Samuray kılıcı ile ilgili içgörü içeren bir yorumlama yaptı. Uzun yıllardır yapmakta olduğu bıçak ve kılıç kolleksiyonunun kendisini ensestten, çok güçlü hissetmekten ve kızgın babasının saldırısından korumaya yönelik olduğunun farkına varmamış olduğunu belirtti. Sezar’ la olan özdeşimini anlamaya ve buna içgörü kazanmaya başladı.

Bay B’ ye annesinin baştan çıkarıcı davranışlarının kendi ensestöz arzularından köken aldığı ve tüm bunların da öfkeli Tanrı tarafından bahis olunan günahları ve cezaları içeren korku dolu vaızları tetiklemiş olabileceği yorumunu yaptım. Annesinin baştan çıkarıcı davranışları oğlunda da cinsel heyecan yaratmıştır. Ergenlik döneminde annesine duyduğu heyecan genç hanıma kaymış ve her iki tarafın ailelerinin onaylamamasına rağmen bu ilişki evlilikle sonuçlanmıştır.

Daha ileri dönemde yapılan analitik çalışmada Bay B kendisinin de annesi, karısı gibi ilkel bir süperegoya sahip olduğunu ve tüm cinsel hazzı, agresyonu ve otonomiyi bastırdığının farkına vardı. Kişinin kendisini adaması; evde ve kilisede idealize edilen bir değer olmuştur. Bay B’nin dürtülerinin doyurulması ile süperegosunun bunu yasaklaması arasında yaşadığı bilinçaltı çatışma dış dünyadan bir uzlaşmaya aramasını sağlamıştır. Evde dini ego idealine bağlı kalmaya çalışmış, ancak kendisini tümden adamasına engel olan karısına karşı öfkesini harekete geçirmiştir. Evde idealize ettiği Kutsal Aile fantezisini gerçekleştirmek istemiş ancak ona göre bunu gerçekleştirmesine karısı engel olmuştur. Evin dışında hem haz hem de başarı bulabilecekken kendisini idealize ettiği ve cinsel açıdan adadığı kadına tümüyle verirse cezalandıracağı korkusu içinde bundan da kaçmıştır.

Fantezilerinde Tanrı evde, şeytansa dışarıda hüküm sürmektedir. Ve Bay B id-süperego çatışmasının her iki kısmını birbirinden uzak tutarak onların birbirleriyle kaynaşmasını önlemelidir.

Sevgi objesiyle olan ilişkisinde yıllarca Bay B kendisini güçlü, güvenli ve tamamiyle erkeksi hissetmişti. Bu ilişki bilinçaltındaki fanteziden de etkilenmişti (Arlow, 1980). Açığa çıkardığı fantezisinde, annesi artık doğum sırasında Bay B’nin kendisine verdiği bedensel acıdan dolayı ona kızgın değildir. Gerçekten de annesi bazen Bay B’nin alışılmışın dışındaki bedeninden ve gücünden yakınarak doğum sırasında kendisini yaralamış olduğundan dolayı oğlunu suçlamıştı. Doğum güç bir doğum olmuş sezeryan düşünülmüş, ancak yapılmamıştı. J üzerinden işleyen fantezi ile annesinin bedenini onarmış ve artık suçluluk duymamaktaydı. Anne de onunla gururlanmakta ve erkekliğinin gelişmesi için onu cesaretlendirmekteydi.

Analizin orta döneminin sonuna doğru; Bay B’nin idealize ettiği ve kendisini adadığı kadın Bay B’nin egosunun güçlenmesi ve ondaki değişikliklerin sonuçlarından mutsuz oldu. Başka bir şehirde teklif edilen işi kabul etti. Bay B kendisini boş ve depresif hissetti, ancak sevdiği kadını bırakabildi ve gitmesine izin verdi; analitik çalışmasını başarılı bir şekilde sona erdirdi. Analitik durumunun güvenliği açısından her iki anne obje reprezantasyonu-aşık olunan ve nefret edilen ile, karşı karşıya gelindi, bunlar tekrar birleştirildi, gerçeklik denendi ve geçmişin bir parçası olarak geçmişe gönderildi. Yıllarca dışsallaştırdığı ve J’ ye yatırdığı haz ve aşkı tekrar evine ve evliliğine geri getirebildi.

Açıklama:

Erikson’ a göre Freud ileriki yaşlarında sağlıklı bir insanın neler yapabileceğini kendi kendisine sormuştur. Freud’ un verdiği cevap; sevmek ve çalışmak olmuştu. İki kadın fenomenini yaşayan erkekler çok iyi çalışabilirler, ve birçoğu birçok yaratıcı yeteneğe de sahiptir. Ancak sevme ile ilgili sorunları vardır. Aşık olabilir, evlenebilirler de ancak fiziksel ve duygusal yakınlığı sürdüremezler (Kernberg, 1980). Sevginin gelişmesi, aşkın duygusallığı, yumuşaklığı ve etiği ve ayrıca aşkın agresyonla entegrasyonu yapılamaz, ayrıştırılır gerçekleştirilen ya da dışa vurumla aniden ortaya çıkan bilinç altı fantezilere yatırılır.

2 kadın fenomeni orta yaş stresinde tetiklenebilir; bu dönem kaybın, hastalığın, ölümün, erişilen noktanın taktir edilmediğinin açıkça hissedildiği ve agresyonun kabardığı bir dönemdir (Jacques, 1980). Kalp krizine benzer belirtilerden sonra Bay B J’ ye aşık olmuştu; bu belirtilerle hastalık ve ölüm düşünceleri gündeme gelmiş ve daha fazla idealize ettiği bir mesleğin yolundan ayrıldığı için pişmanlık duyguları ile çevrelenmiştir.

Bay B’nin ödipal döneminde, annesinin baştan çıkarıcı davranışları ile yüzleşmişti; muhtemelen annesi de idealize ettiği oğluna karşı duyduğu ensestöz duygularla mücadele etmekteydi. Ne annenin etkin bir koca şansı, ne de oğlanın kendisini annesinin regresif davranışından koruyabilecek yeterlilikte bir babası vardı. Bay B için anne figürü ikiye ayrılmış ve iki obje reprezantasyonu oluşmuştu; tümüyle iyi olan ve tümüyle kötü olan. Bu Bay B’nin çatışmasını azaltmasına, agresyonu kontrol edebilmesine ve gerçek annesi ile istenilen libidinal bağları sağlayabilmesine yardımcı olmuştur. Bölünme terimi kafa karıştırıcı olabilir; çünkü psikoanalitik literatürde birçok psikoanalitik mekanizmayı ve süreci içermektedir (Blum,1983; Glenn, 1983) .Burada bu terimi çocuklukta anne objesini bölen ikiye ayıran bir savunma mekanizması olarak kullanmaktayım; bu bölünme işlemi gerçekte hastanın psişik dengesini korumasını sağlamıştır. Represe olmuş yılların geri dönmesiyle; Bay B 2 kadın fenomenini sonuna kadar yaşamıştır.

Bu 2 kadın fenomeni çocuklukta gizli olan iki anne duygusunu içermektedir de. Dr. William Niederland (kişisel görüşmede) benzer bir kişinin analizinde de benzer bir deneyim yaşamış olduğunu benimle paylaşmıştır. Dr. Niederland’ ın hastası; çocukluğunda oğluna haber vermeden evden ayrılıp seyahatlere giden empatiden uzak bir anneye sahipmiş. Aynı evde yaşayan anneanne; yas tutan küçüğe sıcaklık gösterir, onu kucaklar ve annesinin onu sevdiği ve yakında geri döneceği hakkında garanti vererek rahatlatmaya çalışırmış. Mutsuz bir evlilik sahibi ve boşanma konusunda ciddi bir karmaşa yaşamakta olan bu hasta da, Bay B gibi analize girmiş. Evliliği süresince, başka şehirlerde olan acil işleri düzenlemek için eşini sıklıkla yalnız bırakmak zorunda kalmış. Gerçekte bu seyahatler hayran olunan kendisinden yaşça büyük bir kadını ziyaret etmek için yıllarca düzenlenmiş. Analizde hastanın karısı; haber vermeden aniden ortadan kaybolan nefret edilen anneyi temsil etmekte iken; düzenli olarak ziyaret edilen hayran olunan kendisinden yaşlı kadınsa ona kendisini adamış ve ona bakan anneanneyi temsil etmekteydi.

2 kadın fenomenini yaşamakta olan erkekler tek bir tanısal sınıfa girmezler ve tek tek vakalar farklı derecelerde değişkenlik gösterirler. Bazı hastalar belirgin bir preödipal patoloji taşımakta olup arkaik süperegoları, egolarının gerçeklikten fantaziyi ayırmasını zorlaştırmaktadır. Altta yatan fantezinin farkında olmadan fantezi gerçekleştirilmektedir. Diğer hastalar da bu görünmekte olan güçlük; analize edilebilen savunma stilini oluşturma dışında egonun yapısal hasarını içermemektedir. Bazı hastaların ego yapılarında ciddi hasarlar olsa da analizden geçebilecek durumda olmaktadırlar. Preödipal ve ödipal patolojinin birlikteliğinde bazı hastalar analist için analiz edilme sürecinde, bunu değerlendirmede ve değişikliğe açık olmakla ilgili zorluk oluşturmaktadır.



Chessick’ ten Başka Bir Görüş:

Bay B ve Weiss’ in bu vaka ile sunduğu açıklamalarda dikkatimi çeken çeşitli hususlar var. Weiss’ e göre Bay B’nin analize geldiği sırada ve analiz devam ettiği sürece varlığını koruyan bir fantezisi varmış: terapistinin ondan J’ yi bırakması, karısına, ailesine ve kilisesine geri dönmesini istediği. Değerlendirmenin başında bundan hiç bahsetmediği halde analizin sonunda bu kehanet gerçek olmuş. Bu iki soruyu akla getiriyor; hasta kendi çözümünü başından beri analistine mi yansıtıyor yoksa analistinin gerçek şüphelerine mi cevap veriyor. Bu konuda karar verebilmek için elimizde yeterince kanıt yok.

Daha da önemlisi ve içinde çeşitli soru işaretleri barındıran nokta Weiss’ in iki kadın fenomenini açıklarken kullandığı psikodinamik formülasyon. Ona göre hasta çocukluğunda anne objesini iki farklı obje reprezantasyonlarına ayırmış; biri kötü ve diğeri de iyi olmak üzere. Weiss burada splitting’ i dikkatlice tanımlamakta ancak yine de tanım içinde çeşitli kafa karıştırıcı noktalar da bulunmakta. Açıklamada öngördüğü üzere iki kadın fenomeni represe edilmiş materyalin geri dönmesiyle ortaya çıkmakta; tüm kötü reprezantasyonlar karı üzerine yöneltilmekte (projection); tüm iyi reprezsantasyonlar ise diğer kadın J üzerine.

Fakat klinik materyalin bu basit formülasyonu gerçekten desteklediğini düşünmüyorum. Klinik deneyimlerime göre hasta; kadınları tüm kötülükleri üzerinde toplayan karı ve tüm iyiliklerin sahibi diğer kadın olarak ayırmamış. Gerçekte her iki kadın da ambivalan olarak sevilmekteler. Farklı olan diğer kadının tutkuyla sevilmesine karşılık; karının damıtılmış,sıcak bir adanmayla sevilmekte olması. Bunun nedeni ne olabilir? Diğer kadın; orta yaş döneminde adamın yaşamına girdiğinde neden hayat aniden ışık saçmaya ve heyecan dolmaya başlar ve kadına yatırılmış tüm haz ve tutku içeren duygular yaşlanmakta olan bir adamın yaşamında nasıl bir ilerleme yaptırır?Unutulmaması gereken nokta adamın daha önceden de benzer duyguları karısına duymuşken şimdi bu duyguların solmaya başlamasıdır. Klinik olarak gerçekte splitting olmamıştır; yıllar içinde karısına karşı duyduğu tutkulu duygular hafifçe küllenmiş; aniden başka bir kadına karşı tutkulu duyguları patlamıştır.

Klinik bakışa farklı bir noktadan alternatif üretmek vakanın daha geniş açıdan irdelenmesine yardımcı olacaktır. Gerçekte iki kadın fenomenine farklı noktalardan yaklaşılabilinir fakat obje ilişkilerini kullanan Weiss’ ten farklı olarak ben vakanın irdelenmesine self-psikolojisiyle yaklaşacağım. Bunun birincil olarak narsistik kişilik bozukluğu ile ilgilendiğimizden daha yararlı olacağı kanısındayım.

Self-psikoloji literatüründe tanımlanan; orta yaş dönemine girildiğinde bu tür erkeklerin ihtiyaçları orta yaşın kendisini yok eden sorunları ile alevlenmekte olduğu ve bunun da gittikçe biriken ve çoğalan bir öfke olarak karşımıza çıktığıdır (Chessick , 1985). Karıdan ne nefret edilmekte ne de tümüyle kötü olarak değerlendirilmektedir. Bir şekilde taktir edilmekte ve sevilmektedir. Artık kadın arkaik bir self-obje olarak besleyen bir anne figürü olmamakta veya olamamakta bu da erkekte biriken bir öfkeye yol açmakta; bu öfke ise artık kadının tutkuyu alevlemesini engellemektedir. Erkek yaşlandıkça ve tükendiğini hissettikçe regresif bir şekilde daha fazla beslenmek daha fazla bakılmak istemektedir. Karının güçlü veya yıkıcı olarak algılanması arkaik anne reprezantasyonunun kötü kısmının yansıtılması değil; erkeğin karısına daha fazla ihtiyacı olmasının yaralayıcılı ile kendi öfkesinin yansıtılmasıdır. Erkek karısına döndüğünde nefret edilen bir nesneye dönememekte; ancak boş, renksiz, sıkıcı, rutin bir nesneye aynı kendi tükenmişliğini yansıtan bir şeye dönmektedir. Karısının varlığında kendisini regresif bir biçimde güçsüz ve pasif hissetmekte; Weiss’ in de tanımladığı gibi daha da kırılgan bir doğada tek çıkar yol olarak intiharı ya da ölümü görmektedir. Bu hayal kırıklığına uğramış, derinden yaralanmış, narsistik bir insanın resmidir; o ki; yaşlandıkça destek, aynalanma ve empati ihtiyacı ve arzusu ile var olabileceğinin farkındalığını yaşamaktadır.

Weiss’ in iki kadın fenomeninin gelişimi açısından Odipus Kompleksine karşı bir savunma amacıyla anne figürünün kötü ve iyi olarak ayrıştırılmasını görmesi benim klinik deneyimlerime uymamaktadır. Bence bu; süperegodan ve narsistik amaçların gerçekleşmediğinin orta yaşlarda anlaşılmasıyla gelişen depresyondan kaçmanın bir yoludur; Kişi boş yaşamından dolayı acı çekmekte ve öfkesini kendisine çevirmektedir. İki kadın fenomeni bir kıyıya çıkmayı sağlamakta; narsistik dengenin tekrar restore edilmesini gerçekleştirecek erotik füzyonun, ulaşılamamış ego ideallerinin yarattığı boşluk duygusundan sıyrılabilmek için de dış figürlerin regresif tekrar idealizasyonunu sağlamaktadır. Klinik olarak gözlenen; bölünmüş anne objesinin reprezantasyonlarındaki tüm iyinin ve tüm kötünün yansıtılması değildir; ancak idealize edilmiş bir kadın bulmayı ve gücü olan belki de korkulan bir anne-karı arayışını içerir ve aranan anne-karı figürü halen iyi bir obje olarak görülmektedir. Bence odak olan katı süperegodan ve onun cezalandırıcı tehditlerinden kaçmak; ayrıca da orta yaşla yaşanma olasılığı gittikçe azalan gençlik çağına ait romantik narsistik ideallerin yıkımına duyulan yaralanmayı azaltmaya çalışmaktır. İntihar da benzer bir kaçış yoludur.

Orta yaş döneminde; hastalık ve ölümün farkındalığı artmakta; maddi endişeler katlanmakta; çocuklar büyüyüp evi terk etmekte; yaşlanmış ebeveynler çocukların gözünde bir yük olarak görülmekte ve yaşlanan da eğer güvenli empatik bir matriks geliştiremediyse agresyon duygusu şiddetli bir artış göstermektedir. Bu sıklıkla kişinin kendisine nefret duymasına dönmekte ve dönüşüm de kendisini yeniden dirilen primitif sadistik süperego şeklinde ortaya koymaktadır; sadistik süperego kişi gerçekten başarılı ise bile sahip olduğu hazzı hak edilmediğini belirtip kişisel bir tehdit ve derin bir eza oluşturmaktadır. Süperego ile id arasında bir savaş olmakta ve iki kadın fenomeni bir arabulucu çözüm olarak ortaya çıkmaktadır. Bu oluşumda karı duygusal açıdan besleyici olan anne rolünü almaktadır; erkeğin beslenme ve aynalanma ihtiyacı arttıkça ve kadının bu arkaik empatik self-obje olma yolunda kaçınılmaz başarısızlıkları olduğunda erkeğin öfkesi karısının üzerinde yoğunlaşacaktır. Bu arkaik self-obje işlevselliğindeki başarısızlık nedeniyle karının idealizasyonu devalüye olmakta ve bu idealizasyon diğer kadına transfer olmaktadır.

Yeni kadınla inanılmaz bir orgazm ve ejekülasyon yaşanmaktadır;çünkü idealize edilmiş bir objeyle birlikte iken ambivalan duygular ortada değildir ve ayaklanan libidinal arzuya karışmış bir öfke de yoktur. Karısı ile cinsel birliktelik bir görev olarak yaşanmakta ve onu orgazma ulaştırmak ihtiyacı içinde olunmaktadır. Bu da erkeğin seksüel hazzını azaltmakta ve kızgınlığını arttırmaktadır. Karısı arkaik bir self-obje olarak işlev gördüğünden-her zaman veren ve her zaman varolan, kendi özel istekleri olmayan- erkek bilinçaltındaki ihtiyacı ile yaptığı görev arasında sabit bir ilişki görememektedir. Diğer kadın erkeği memnun etmeyi istemekte ve erkeğe narsistik doyum sağlamaktadır; bunun yanında karısı erişkin ihtiyaçlar ve istekler öne sürmekte ve gerçek eleştirilerde bulunmaktadır.

Erkek diğer kadına kendisini tümüyle adamayacak kadar sağlıklıdır; çünkü eğer böyle yaparsa karısının başına gelenlerin bu kadının da kaderi olacağını; idealizasyonunun sona ereceğini ve içinde olduğu durumdan daha iyi bir halde olmayacağının da farkındadır. İki yanlı düzenleme sabit olduğunda bir uzlaşma olarak işlev görmektedir. Diğer kadından elde ettiği aynalanma ve ihtiyaç duyduğu arkaik self-obje illüzyonu ile eğlenmekte aynı zamanda da kendini adamış karısından ihtiyacı olan anne ilgisi ile anlamlı bir ev yaşamı sağlamaktadır. Bu yüzden bu erkekler analize ancak ikisinden birisini seçme zorunda kaldıklarında gelmektedirler. Umutsuzca her iki kadına da ihtiyaç duymaktadır. Fransızca’ da bu düzenleme için kullanılan bir kalıp vardır:”cinq-a-sept” yani eve ve aileye akşam yemeği için gitmeden önce saat 5 ile 7 arasında diğer kadına yapılan ziyareti tanımlamaktadır.

Narsistik 2 Kadın Fenomeni:

İki kadın fenomenini sıklıkla başarılı ve zengin önemli prestiji ve gücü olan erkeklerde görüldüğü bilinmektedir; ayrıca bu erkekler maddi veya mesleki kayıplarla da karşılaşmamışlardır. Orta yaşlı narsistik erkeklerin yıkılmış evliliklerinin bir spektrum içinde değerlendirilebileceğini düşünmekteyim. Yelpazenin bir ucunda önemli , kollaps yaşayan erkeklerin evliliği vardır(Bird ve ark.;1983). Bu kollaps içindeki erkek bir VİP’ tir; -önemli, etkin, mesleki yaşamda, politikada ve sosyal çevresinde gözde olan, toplumsal sorumlulukları yerine getiren bir erkektir, Bird bu erkekleri ünlü Tip A kişiliğine sahip olanlar olarak tanımlamaktadır; bense bu erkekleri narsistik kişilik bozukluğu grubu içinde değerlendirmekteyim (Chessick;1985,1987).

Bu kollaps olmuş zengin adamlar depresif bir reaksiyon göstermekte ve regresif bir duruma sıklıkla aday olmaktadırlar. Bu reaksiyon erkeğin karısı ile olan bağı zayıfladığında ve onu kaybedeceğine ilişkin derin bir korku duyduğunda yaşanmaktadır. Bu durumun psikodinamiğini Bird ve ark. şöyle açıklamaktadır: erkek güçlü ve kontrol edici bir anneyle narsistik bir identifikasyon yapmakta ve sonuçta narsistik kişilik bozukluğunun tipik özellikleri ile donanmış olmaktadır; bunun yanı sıra karısını self-objesi olarak da kullanmaktadır. Evliliğin ilk yıllarında karısı annelik yapan ve uysal bir rolde olmaktadır. Kadın; kocasının ona böyle yaslanmasından bıktığındaysa erkeğin psikolojik dengesi ciddi bir tehdit altında kalmaktadır. Karıları artık besleyici self-obje işlevini çeşitli nedenlerle göremediklerinde bu adamlar güçlü evlilik dışı cinsel aktivitelere girmek yerine daha sıklıkla dezorganize ve depresif olmaktadırlar. Bu tür evlilikler kural olarak bozulmazlar; evlilik terapisiyle birlikte bireysel terapiyle işlevsel hale gelebilirler. Terapinin amaçları; erkeği daha güçlü ve daha az kollaps yaşayacak bir hale getirmek ve nörotik evlilik bağını gevşeterek her iki bireyin de ayrılma ve bireyselleşmesine izin vermektir.

Bu yelpazenin ortasında iki kadın fenomenini; farklı şekillerde gözlemlenmekteyiz. Bu durumda erkek karısı ile kalmakta fakat karısının yapamadığı ya da yapamayacağı alternatif işlevler için başka bir kadın bulmaktadır. Bu durum göreceli olarak sabit bir durumu tanımlamaktadır.

Yelpazenin diğer ucunda karılarını aniden terk eden ve başka bir kadın arayıp sıklıkla da bulan erkekler vardır. Bu tür erkekler Prosen ve ark. tarafından incelenmiştir; ancak neden aniden eşlerini terk edip, başka birisini aradıklarını bilmemektedirler.

Çalışmacılar bu durumu şöyle açıklamaktadır:

Bu göreceli olarak mutlu evliliği olan erkek orta yaşa gelmiştir. Evlilik öncesinde pek az kadınla ilişkisi olmuştur ve karısı muhtemelen onun ilk aşkıdır. Bu noktada karısının yaşlandığının ve onun cinsel isteklerine yeterince karşılık vermediğinin şikayeti içindedir. Karısıyla yaşadığı cinsellikte performans kaybı yaşayabilir. Sonuç olarak evliliği tümden bitirecek bir kadın arayışına girilir.

Çalışmacılara göre; erkek elinde genç bir beden imajı bulundurarak kendisinin de karısı gibi yaşlandığı gerçeğinden kaçmaktadır. Bunun narsistik öğeleri açıktır; ancak yazarlar başka bir alternatif açıklama getirmektedir; orta yaşla odipus kompleksinin dirilmesi. Karısı yaşlanmaya başladığında erkeğe fiziksel olarak annesini anımsatmaktadır. Erkek 10’lu yaşlarına eriştiğinde annesi de yavaş yavaş yaşlanmaya başlamıştır ve o döneme ait anılarının büyük çoğunluğunu yaşlanmakta olan kadınlar oluşturmaktadır. Yazarlara göre; erkeğin karısından daha genç ve çekici bir kadın aramasının altında çocukluğunun fantezisinde kalmış erotik anneyi bulma isteği yatmaktadır. Bu arayış karının yaşlanmasıyla daha çok erkeğin annesini anımsattığı ve erkeğin çocukluk fantezisindeki genç ve güzel anneye olan benzerliğinin azaldığı zaman başlar. Karısının kaçınılmaz yaşlanması erkeği yeniden arayışa mecbur etmektedir.

Yazarlar değişen selfin inkarının altını çizmekte ve erkeğin gençlik ve canlılık duyguları için çabalamakta olduğunu belirtmektedirler. “Narsistik olarak doyum veren bir kadın bularak bir aşk objesine ulaşabildiğinin tastiğini yaptırmaktadır.” Bu kovalamaca ergenliğin bitirilmemiş bir işinin de tamamlanmasını sağlamaktadır. Bu tür narsistik erkekler ergenlikte kazanmaları gereken zaferi kazanmaları gerektiğini düşünmektedirler. Don Juan’ da olduğu gibi buradaki zafer kazanma kompulsiyonu da Odipus Kompleksinin bir derivatividir ve hem kadınların idealizasyonunu hem de onlara duyulan düşmanlığı içerir. Yaşlanmakta olan erkeğin karısı düşmanlık duygusunun hedefi olurken yeni kadın da idealizasyonun alıcısı konumunda olur.

Bu fenomeni açıklarken yazarlar iki alternatif kavrama dayanmaktadır: Odipus Kompleksinin orta yaşla yeniden dirilmesi Greenberg ve Mitchell (1983) “dürtü/yapı” modelini anımsatmaktadır. Etiyolojik açıklamada yazarlar bu modelden Greenberg ve Mitchell’ in “ilişki/yapı” modeline yönelmekte ve erkeğin karısının reprezantasyonlarını bölmesinin, gerçekte kendi self-reprezantasyonunu bölmesini sağladığını öngörmektedirler. Erkek karısının reprezantasyonlarını bölerek yaşlı ve olumsuz yönlerin sadece karısına ait olduğunu hissetmektedir. Ayrıca kendi self-reprezantasyonunu da bölerek yaşlanan ve olumsuz yanlarını saklamakta ve inkar etmekte; böylece bilinçli olarak sadece genç ve canlı yönlerini yaşamaktadır. Karısının reprezantasyonundaki fantezileştirilmiş anne, o idealize edilmiş kadın diğer kadına yansıtılmakta ve aranan bir nesne haline gelmekte, gerçek yaşamda ise çirkin, değerden düşmüş bir objeyle yaşanmakta olduğu hissedilmektedir.

Bu durumdaki erkekler için tüm bu yaşananların amacı narsistik kollaps ve depresyondan kendilerini korumak; genç, sağlıklı narsistik self-imajları ile seksüel güçlerini daim kılmak ve gerekirse bunun için de evliliklerini kurban etmektir. Klinik deneyimlerinde bu erkeklere çok sık rastladım; çoğu da önemli ve toplumun saygın kesiminden gelmekteydiler; sadece karılarını bırakmakla kalmamışlar, küçük çocuklarını da terk edip; hiçbir zaman bulamayacakları o kadını bulmaya kendilerini adamışlardı ve sonuçta birçok aşk macerası ve geriye dönüşü olmayan evliliklerinin yıkımıyla baş başa kalmışlardı.

Bu yelpazedeki tüm fenomenler; iki kadın da dahil olmak üzere self psikolojisi ile açıklanabilir. Bu yelpazedeki erkeklerden iki kadın fenomenini yaşayanlar bu koca grubu içinde en sağlıklısıdır. Kollaps olan önemli adamlar narsistik yaralanmalarına depresif veya alloplastik bir çözüm bulmaktadırlar.

Weiss’ in 2 kadın tanımlaması gerçekten klinik literatüre önemli bir katkıdır; ancak vakanın Kernberg’ in formülasyonu ile açıklanması varolan duruma ne uygun ne de tüm narsisistik bozuklukları kapsayıcı niteliktedir.Aynı fenomeni klinik deneyimlerimde takip etmiş bir kişi olarak Weiss’in formülasyonuna çeşitli eklemeler yapmak istiyorum. Weiss gibi bu klinik sendromun çok çeşitli olduğuna inanıyorum. Gerçekten kendini adamış, duyarlı bir karının yerini alan anneleriyle oturan erkekler gördüm ama bunların sıklıkla ziyaret ettikleri idealize edilmiş bir diğer kadınları da vardı. Fakat gerçekte annelerini bırakarak kendilerini tümüyle diğer kadına adayamıyorlardı. Başka bir örnekte; erkek ilk olarak idealize ettiği bir kadınla evleniyor, birkaç yıl sonra boşanıyor; tekrar eve annesine dönüyor yine başka bir kadın buluyor, idealize ediyor, evleniyor ve birkaç yıl sonra boşanıyor ve anne evine dönüyordu. Bu döngü birçok kez yaşanmıştı. Ne zaman annesi öldü ve erkek kollaps oldu; ciddi bir depresyonla tedaviye o zaman geldi.

Bu spektruma ait vakalar birbirlerinden çok farklıdır; ancak eğer bu vakaları tek bir açıklama sisteminin içine sokmaya çalışmak yerine farklı teorik bakış açıları ile irdelersek bu fenomeni öğrenmemiz daha kolay ve başarılı olacaktır.

 

Vinaora Visitors Counter

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün234
mod_vvisit_counterDün253
mod_vvisit_counterBu Hafta487
mod_vvisit_counterGeçen Hafta1936
mod_vvisit_counterBu Ay4487
mod_vvisit_counterGeçen Ay5123
mod_vvisit_counterTüm Günler151723